Discord’u anlatırken IRC’yi ve mIRC’yi hatırlamıştık. Ama 90’ların sonu ve 2000’lerin başında Türkiye’deki bir başka iletişim aracı vardı: ICQ. “Uh-oh!” bildirim sesi. Uzun numaralı kullanıcı ID’leri. Papatya çiçeği ikonu. 90’lı yaşlardaki teknoloji meraklısı Türkler için ICQ, ilk gerçek anlık mesajlaşma deneyimiydi.
ICQ, İsrailli Mirabilis şirketi tarafından 1996’da yaratıldı. 1998’de AOL, Mirabilis’i o zamana kadar İsrail teknoloji tarihinin en büyük satın alması olan $287 milyon peşin + $120 milyon earn-out = $407 milyon’a satın aldı. Bu, İsrail’in “Startup Nation” efsanesinin ilk büyük tetikleyicisiydi.
Mirabilis’i 4 genç yazılım geliştiricisi kurmuştu. Bugün neredeler? Ne yaptılar? Serial founder oldular mı, yoksa erken emekli oldular mı? Bu yazıda ICQ kurucularının 1998 satışından bu güne kadar geçirdikleri 28 yıllık yolculuğu inceleyelim.
Mirabilis’in kurucu ekibi: dört genç yazılımcı + bir baba
Mirabilis, teknik olarak 4 kişi tarafından kuruldu:
- Yair Goldfinger — CTO. ICQ mimarisinin baş yaratıcısı.
- Arik Vardi — CEO. Yossi Vardi’nin oğlu.
- Sefi Vigiser (bazen Visiger olarak yazılır) — Başkan.
- Amnon Amir — Yazılım mühendisi, ICQ’nun ortak yaratıcısı.
Ve bir beşinci kritik figür:
- Yossi Vardi — Arik’in babası. İlk yatırımcı ve şirket başkanı. Teknik kurucu değil ama sermaye sağlayan ve şirketin İsrail-ABD ilişki ağını kuran isim.
Şirket, Tel Aviv’de kuruldu. 4 mühendis, çoğu 20’li yaşların başında. Yossi Vardi 30 yaş üstü, işadamı deneyimli.
ICQ, Kasım 1996’da yayınlandı. 20 ayda 12 milyon kullanıcıya ulaştı. Bu, o dönemin internet tarihinde eşi görülmemiş bir büyüme hızıydı.
Haziran 1998’de AOL, Mirabilis’i satın aldı. Kuruluştan itibaren sadece 20 ay. Bu, günümüz standartlarında bile çok hızlı bir exit.
Şimdi, 4 kurucu + Yossi Vardi’nin 1998 sonrası hayatına dönelim.
Yair Goldfinger: en başarılı serial founder
4 kurucu içinde en başarılı serial girişimci Yair Goldfinger oldu. Ama “serial girişimci” kavramı onun için biraz Amerikan tonlu. Goldfinger, çoğu Silikon Vadisi girişimcisinden farklı olarak son derece düşük profil ile hareket ediyor. Röportaj vermez, sosyal medyada aktif değil, konferanslarda konuşmaz.
AOL satın alması sonrası Goldfinger, bir süre AOL’da çalıştı. Sonrasında ayrılıp:
1. Dotomi (2003). Online kişiselleştirilmiş reklam şirketi. Kullanıcı davranış verisine dayalı retargeting. O dönem için yeni bir konsept. 2010’da ValueClick tarafından ~$295 milyona satın alındı.
2. AppCard. Perakende sadakat + AI kişiselleştirme platformu. Süpermarketler ve perakendeciler kullanıyor. Hala aktif, Goldfinger CEO. Şirket, ABD ve İsrail’de operasyonlarını sürdürüyor.
Goldfinger aynı zamanda aktif melek yatırımcı. İsrail teknoloji ekosistemi içinde çok sayıda erken aşama girişime yatırım yaptı. Ama yine düşük profil: portföyünü kamuya açmadı, bir VC firması kurmadı.
Bugün Yair Goldfinger, İsrail’de yaşıyor. Ne kadar zengin olduğu bilinmiyor ama Mirabilis exit’i + Dotomi exit’i + AppCard geliri toplamı ile $100M-500M arasında bir servet tahmin edilebilir. Ama isteseydi çok daha fazlasına ulaşabilirdi — öyle görünüyor ki, kendi kendine yaşam ritmini seçti.
Arik Vardi: babanın gölgesinde ama kendi yolunda
Arik Vardi, Mirabilis CEO’suydu ve satın alma sonrası bir süre AOL’da kaldı. Founders’ commitment gereği. Sonra ayrıldı.
Ama Arik, babası Yossi’nin ününe rağmen kendi girişimlerini kurmaya devam etmedi. Neden? Muhtemelen üç neden:
- Mirabilis exit’i onu 20’li yaşlarında milyoner yaptı. Motivasyon eksik.
- Babasının ünü, kendi başarısını gölgede bırakma riski taşıyordu.
- Kişilik olarak “operasyonel CEO” DNA’sına sahip değildi — Mirabilis’te de bu rolü Sefi Vigiser fiilen üstleniyordu.
2000’li yıllardan bu yana Arik, aile ofisi tarzı yatırım ve düşük ölçekli girişim ortaklığı yaptı. Kendi ICQ ölçeğinde bir şirket kurmadı. İsrail teknoloji basınında adı nadiren geçer. Şu an muhtemelen 50’li yaşlarında.
Sefi Vigiser: en gizli figür
Sefi Vigiser (Visiger), Mirabilis’in operasyonel omurgasıydı. President sıfatıyla günlük iş yönetimini yaptı. AOL satın alması sonrası bir süre AOL’da kaldı, sonra ayrıldı.
Vigiser, halka açık figür olmaktan tamamen uzak durdu. İsrail teknoloji basınında yıllardır röportajı yok. Bilinen tek somut bilgi: Yair Goldfinger ile birlikte İsrail’deki bazı gayrimenkul yatırımlarında ortak. Yani ilişkileri sürdürüyor ama teknoloji girişimciliği yerine daha durgun bir yatırım hayatı seçti.
Vigiser hakkında bugünkü durumu için pratik olarak kimse tam olarak bilmiyor. Bu, ICQ döneminin en gizli figürünün yıllar sonra hala gizli kaldığını gösteriyor.
Amnon Amir: en radikal karar — üniversiteye geri döndü
Mirabilis kurucularının en genç ve en radikal olanı Amnon Amir. ICQ’nun ortak yaratıcısı ama çok ilginç bir karar aldı: AOL satın almasından ÖNCE Mirabilis’ten ayrıldı. Üniversite eğitimine devam etmek için.
Ama tüm hisse payını satmadı. Küçük bir equity payını korudu. AOL satın almasında bu küçük pay bile onu genç yaşta milyoner yaptı. Muhtemelen $5-10M civarı.
Amir, o günden sonra tam anlamıyla kamu görüşünden çekildi. Ne röportaj var, ne LinkedIn, ne kamu profili. Muhtemelen İsrail’de akademik veya kurumsal bir kariyer takip etti ama detay yok. ICQ kurucularının en gizemli figürü.
Bu, ICQ hikayesinin en dikkat çekici kısmı: 4 kurucu içinde biri, milyonlarca dolarlık başarı yerine üniversite eğitimini seçti. 90’ların sonundaki teknoloji altın çağında bu, çok nadir bir karardı.
Yossi Vardi: en büyük uzun vadeli etki
Teknik kurucu olmayan Yossi Vardi, aslında Mirabilis hikayesinin en uzun vadeli etkisini yaratan figür. AOL satın alması sonrası:
- İsrail’in en etkili melek yatırımcısı oldu.
- Onlarca İsrail startup’ına yatırım yaptı — Waze, IntellisAI, InfoGain, Airbnb ilk yıllarını ile ilgili adı geçti.
- Jeff Bezos, AOL yöneticileri gibi isimlere danışmanlık yaptı.
- Dünyada “İsrail startup ekosisteminin babası” (godfather) olarak tanındı.
- DLD Konferansı gibi teknoloji buluşmalarının kurucu isimlerinden biri oldu.
Vardi hala aktif. 80 yaşını geçmiş olmasına rağmen İsrail teknoloji ekosistemi içinde konferanslarda konuşuyor, gençlere mentörlük yapıyor.
Bir başka önemli detay: Vardi’nin oğulları sadece Arik ile sınırlı değil. Toplamda 3 oğlu var — hepsi teknoloji sektöründe. Vardi ailesi, İsrail’in Rothschild’u gibi bir tech dynasty haline geldi.
Beş kişilik ortak paylaşımı: nasıl bir kararlılık?
ICQ kurucularının ortak özelliği: hepsi genç yaşta zengin olduktan sonra hayat ritmi değiştirdi. Silikon Vadisi’nin klasik “bir sonraki unicorn” refleksinden farklı bir seçim. Neden?
Birkaç plausible neden:
1. İsrail kültürü. İsrail’in girişimcilik kültürü ABD’den farklı. Aile, arkadaşlar, günlük yaşam kalitesi — bunlar önemli değerler. Milyar dolarlık şirket hedefi ana amacı olmayabilir.
Karşılaştırma için: Waze’in kurucularından Uri Levine, ilk exit’i sonrası hemen sıradaki girişimlere geçti. Mirabilis ekibi tam tersini yaptı.
2. Askerlik hizmeti geçmişi. İsrail’deki mecburi 3 yıllık askerlik ve muhtemelen istihbarat birlik (8200 gibi) tecrübesi, farklı bir yaşam felsefesi yaratıyor. Erken dönemde yoğun yıllar geçirmiş kişiler, sonrasında dinlenmeyi tercih edebilir.
3. AOL süreci. Mirabilis’in AOL tarafından satın alması, kurucular için “dahil olarak çalış” ile geldi. AOL’un o dönemki bürokratik yönetim tarzı, kurucular için itici gelmiş olabilir. Bu deneyim sonrası “bir daha büyük şirkete satmayalım” refleksi oluşmuş olabilir.
4. Zamanlama. 1998’de $50-100M şahsi net worth, o dönemin İsrail’inde bir milyar dolarlık kraliyet demekti. Ekonomik olarak “yeter” noktasına erken ulaşan kişiler, girişimcilik motivasyonunu kaybedebilir.
ICQ ne oldu? Sonra nasıl unutuldu?
Kurucuları paraya kavuştu ama ICQ’nun kendisi zaman içinde kayboldu. Ana nedenleri:
- AOL karar felci. AOL, satın almadan sonra ICQ’yu iyi yönetemedi. AOL Instant Messenger (AIM) ile ICQ arasında iç rekabet vardı; AOL bir strateji seçemedi.
- MSN Messenger yükselişi. 2001-2003’te Windows’a önyüklü gelen MSN Messenger, ICQ’nun genç kullanıcılarını çekti.
- 2010: Digital Sky Technologies’e (Rusya) satış. AOL, ICQ’yu $187 milyona sattı — satın alma fiyatının yarısından az. Bu, ICQ’nun neredeyse ölmüş olduğunun kabulüydü.
- WhatsApp devrimi. 2010’lardan itibaren mobil odaklı WhatsApp, ICQ’yu tamamen tarihe gömdü.
Bugün ICQ, VK Group (Rusya) tarafından işletiliyor. Ama tarihsel bir kalıntı statüsünde. Aylık aktif kullanıcı sayısı 10-50 milyon aralığında tahmin ediliyor — ama modern anlamda “yaşayan platform” değil.
Türk kullanıcılar için ICQ hatıraları
Türkiye’deki 30-45 yaş grubu için ICQ, özel bir yer tutuyor. Nedenleri:
- 1998-2003 arasında Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin favori anlık mesajlaşma aracıydı.
- Türkçe olarak da adapte edildi — menüler, hatırlatıcılar Türkçe olarak arayüzde vardı.
- ODTÜ, Boğaziçi, İTÜ, Bilkent kampüslerinde ICQ numarası paylaşımı sosyal etkileşimin temeliydi.
- “Uh-oh” bildirim sesi, o kuşağın Pavlov reflexi haline geldi.
- Ders çalışırken, yazın plajda, akşam yemek sonrası — ICQ hep açıktı.
Bugün Türk teknoloji sektöründe çalışan orta yaş grubu — Trendyol, Getir, Hepsiburada, Peak Games, Turkcell teknoloji ekipleri — ilk ICQ numaralarını hala hatırlıyor. 8-9 haneli o numaralar, dijital kimliğin başlangıcıydı.
ICQ, Türkiye’deki modern sosyal medya kullanım kültürünün ilk taşıdır. Instagram/Twitter’dan çok önce, ICQ ile Türkler dijital sosyalleşmenin temellerini öğrendi.
Sonuç: Silent Exit, Loud Legacy
Mirabilis kurucularının hikayesi, klasik “serial founder” anlatısının aksine bir Silicon Valley karşıtı vaka. 4 genç mühendis, 20 ayda dünya çapında bir ürün yaptı, $407 milyona sattı, sonra sessizliğe döndü. Yair Goldfinger dışında hiçbiri Instagram, Twitter, Netflix ölçeğinde bir sonraki girişim kurmadı.
Bu, başarısız bir hikaye mi? Bakış açısına göre değişir. Silikon Vadisi standartlarıyla: evet, çünkü “bir sonraki büyük şey”e imza atmadılar. Yaşam kalitesi standartlarıyla: hayır, çünkü seçtikleri hayatı yaşadılar.
Türk teknoloji ekosistemi için burada bir ders var. Türk startup ekosisteminin son 15 yılda büyümesi (Peak Games, Trendyol, Getir exit’leri), 30-40 yaş arası girişimciler yaratıyor. Onların “sıradaki hamle” kararı, Silikon Vadisi’nin agresif serial founder modeli mi, yoksa Mirabilis’in İsrail tarzı “yeter” kararı mı?
ICQ’nun “Uh-oh!” sesi, 2000’lerin Türk üniversite koğuşlarında yankılanmıştı. Bugün o ses sadece hatıralarda. Ama Mirabilis’in kurucuları, o hatıraları yaratmış olmakla yetindi. Belki de bilgelik budur.
Yarınki yazımızda başka bir 90’lar efsanesine bakacağız: mIRC’nin kurucusu Khaled Mardam-Bey. Bu kez tam tersi bir hikaye — satmayan, VC almayan, kendi ürününü 30 yıldır bağımsız geliştirmeye devam eden bir programcı.

Bir yanıt yazın