Bu hafta ABD’de federal bir mahkeme, sosyal medya şirketlerine — özellikle Facebook, Instagram ve Threads’in sahibi olan Meta’ya — açılan büyük bir davada davacıların sunduğu bir dosyayı kamuya açtı.
Belgede yer alan ayrıntılar gerçekten dehşet vericiydi.
Instagram’ın eski güvenlik şefi Vaishnavi Jayakumar, 2020 yılında Instagram’ın “17 ihlal hakkı” politikası olduğunu öğrendiğinde şoke olduğunu ifade etti. Bu politika, seks talebi, fuhuş ya da insan kaçakçılığı gibi eylemlerde bulunan bir hesabın 17 kez böyle bir girişimde bulunmasına rağmen platformdan uzaklaştırılmayabileceğini gösteriyordu. Yani bir hesap, belki de reşit olmayanlara yönelik talepler de dahil olmak üzere, 12-13 kez seks teklifinde bulunabiliyor ama ceza almıyordu.
Bu mide bulandırıcı. Rahatsız edici. Ve maalesef hikâye burada bitmiyor.
Davacılara göre Meta, platformlarında milyonlarca yetişkinin reşit olmayanlarla iletişim kurduğunu biliyordu. Ürünlerinin ergenlerde kaygı ve depresyon yarattığının da farkındaydı. Ancak şirket, bu sorunları çözmenin kullanıcı etkileşimini azaltacağını hesapladı ve “değmez” diyerek müdahale etmedi.
Örneğin, kullanıcıların çocuk istismarı içeriklerini kolayca bildireceği bir mekanizma yoktu — ama “spam” ya da “fikri mülkiyet ihlali” gibi konuları bildirmek çok kolaydı. Birçok çalışan genç kullanıcıları korumak için öneriler getirdi ancak üst yönetim tarafından reddedildi.
Belgede yer alan bilgiler, Meta’nın mevcut ve eski çalışanlarının yeminli ifadelerine ve dava sürecinde elde edilen iç yazışmalara dayanıyor.
Gerçek: Instagram’dan uzaklaşan kullanıcılar bir hafta sonra daha mutlu oldu
Dosyada, Meta’nın 2019’da yaptığı “deaktivasyon çalışması” da anlatılıyor. Bu çalışma, Instagram veya Facebook’u bir hafta kullanmayı bırakan kişilerin daha mutlu olduğunu ortaya koymuştu. Bu sonuç, diğer akademik araştırmalarla da tutarlıydı. Meta, çalışmayı durdurdu ve sonuçları kamuoyuyla paylaşmadı.
Bir çalışan şöyle demiş:
“Bu, sigara şirketlerinin sigaraların zararlı olduğunu bilip bu bilgiyi kendilerine saklaması gibi görünmeyecek mi?”
Ertesi yıl Meta, ABD Senatosu Adalet Komitesi’nin sorusuna — “Platformunuzu daha fazla kullanan ergen kızlarda depresyon belirtileri artıyor mu?” — “Bilemiyoruz” yanıtını verdi.
Evet… Büyük ihtimalle biliyorlardı.
Jonathan Haidt ve “kaygılı nesil” tartışmasının etkisi
Bu skandalların gün yüzüne çıkmasında, Jonathan Haidt’ın “The Anxious Generation” kitabının büyük etkisi var. Haidt, sosyal medyanın gençler üzerindeki tahribatını verilerle ortaya koydu; ABD’nin onlarca eyaletinde okullarda akıllı telefonlar yasaklanmaya başladı. Jean Twenge’in 2018’de yayımlanan “iGen” kitabı da aynı eğilimleri ortaya koymuştu.
Meta son derece veri odaklı bir organizasyon. Muhtemelen geçen yıl kâğıt ataçlara ne kadar harcadıklarını bile söyleyebilirler. Dışarıdan bakan sosyal bilimciler bile Instagram’ın genç kızların psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkisini görebiliyorsa, Meta’nın bunu bilmemesi imkânsız.
Bu sadece başlangıç olabilir
Bu dava, Meta, TikTok ve diğer sosyal medya devleri için muhtemelen başlangıç niteliğinde. Eğer davacılar kazanırsa, Kongre’nin de ciddi adımlar atması bekleniyor.
Bugün bu şirketler yüz milyarlarca dolar değerinde ve bu değer, tamamen “kullanıcı etkileşimini maksimize etme” üzerine kurulu. Zararı azaltmak ile etkileşimi artırmak arasında bir seçim yapmak zorunda kaldıklarında ikincisini seçmiş olmaları sürpriz değil.
Ancak bunun bedelini gelecek nesiller ödeyecek. Bazı aileler için ise artık çok geç.

Bir yanıt yazın