Ali Karabey Kimdir? Türkiye’de Venture Capital’ın Öncülerinden Birinin Hikâyesi

Türkiye’de bugün girişim sermayesi (VC) denince akla gelen isimlerden biri Ali Karabey. 212’nin kurucu ortağı olan Karabey, Türkiye’de henüz venture capital kavramının neredeyse bilinmediği bir dönemde teknoloji girişimlerine yatırım yapmaya başladı.

Fakat onu yalnızca “212’nin kurucusu” olarak tanımlamak hikâyenin önemli bir kısmını kaçırıyor. Karabey’in hikâyesi; Michigan’da başlayan bir eğitim, New York yatırım bankacılığı, Morgan Stanley ve Deutsche Bank deneyimi, 2008 krizinin ardından Türkiye’ye dönüş ve henüz oluşmakta olan Türk startup ekosistemine giriş üzerinden şekilleniyor.

Wall Street’ten İstanbul’a

Ali Karabey, 1999 yılında University of Michigan’dan mezun oldu. Aynı yıl New York’ta Arthur Andersen’da çalışmaya başladı ve teknoloji, medya ve telekomünikasyon sektörlerindeki orta ölçekli işlemler üzerinde görev aldı. 2002’de Morgan Stanley Capital International’a geçti ve Kuzey Amerika ile Avrupa’daki finans ekiplerinin yönetiminde çalıştı.

2007-2008 döneminde ise Deutsche Bank’ın principal investments ekibinde yer aldı. Bu dönem, kariyerindeki önemli kırılmalardan biriydi.

2008 küresel finans krizinin ardından Türkiye’ye dönmeye karar verdi. Türkiye’de finansman, özel sermaye ve kamu-özel sektör projeleri üzerine danışmanlık yaptı. Kısa süre içerisinde teknoloji girişimleriyle de ilgilenmeye başladı.

Burada ilginç olan nokta şu: Karabey Türkiye’ye döndüğünde ortada bugünkü anlamda gelişmiş bir startup ekosistemi yoktu.

Startup dünyasına nasıl girdi?

Karabey’in kendi anlatımına göre Türkiye’ye döndükten sonra arkadaşlarıyla birlikte bir yatırım ağı kurma fikrinin içinde yer aldı. Bu süreçte Galata Business Angels’ın kuruluş aşamasına dahil oldu.

Galata Business Angels, Türkiye’deki ilk nesil teknoloji girişimcileri ve melek yatırımcıların önemli buluşma noktalarından biri oldu.

Karabey burada Numan Numan ile tanıştı.

Numan’ın geçmişi Karabey’den farklıydı. Bilgisayar mühendisliği eğitiminin ardından Japonya’da uzun yıllar çalışmış, daha sonra Goldman Sachs’ın New York ofisinde görev yapmıştı. İki isim farklı kariyerlerden geliyordu ama ortak bir fırsat gördüler: Türkiye’de teknoloji girişimlerine yatırım yapan kurumsal bir VC fonu yoktu.

Ve 212 böyle ortaya çıktı.

212 neden önemli?

212, 2011-2012 döneminde Türkiye’nin ilk kurumsal girişim sermayesi yapılarından biri olarak kuruldu.

İlk fonun büyüklüğü 30 milyon dolardı.

Bugün bu rakam çok büyük görünmeyebilir. Fakat o dönemin Türkiye’si için oldukça sıra dışıydı. Türkiye’de VC kültürü gelişmemişti; birçok potansiyel yatırımcı venture capital kavramını dahi yeni öğreniyordu.

Karabey ve Numan’ın ilk fonu toplaması yaklaşık 18 ay sürdü. İlk fon ağırlıklı olarak aile ofisleri ve bireysel yatırımcılardan oluşuyordu. Karabey ve Numan daha sonra bu sermayeyle 12 teknoloji şirketine yatırım yaptı.

İlk portföyün en dikkat çekici isimleri arasında bugün Türkiye’nin en başarılı teknoloji şirketlerinden sayılan Insider ve iyzico vardı.

212’nin daha sonraki başarısı, ilk fonun sadece para dağıtan bir fon olmadığını da gösterdi. Insider global bir unicorn haline geldi; iyzico ise PayU tarafından satın alındı.

Peki 30 milyon doları Ali Karabey mi koydu?

Hayır. Bu önemli bir yanlış anlaşılma.

212’nin 30 milyon dolarlık ilk fonu, Karabey ve Numan’ın kendi kişisel servetlerinden oluşan bir yatırım havuzu değildi. Bu, yatırımcılardan toplanan bir VC fonuydu.

2024’te Invest in Türkiye’ye verdiği röportajda Karabey, ilk fonun 2011’de 30 milyon dolar olarak, ağırlıklı olarak family office’ler ve bireysel yatırımcılardan toplandığını anlatıyor.

Karabey’in 2025’te verdiği bir röportajda ise ilk fonun kurulmasında Mahmut Ünlü’nün desteğini özellikle belirttiğini görüyoruz. Ancak bundan “Mahmut Ünlü 30 milyon dolar koydu” sonucu çıkarmak doğru değil; kamuya açık kaynaklarda böyle bir rakam bulunmuyor.

Dolayısıyla 212’nin kuruluş hikâyesini daha doğru anlatan ifade şu: Karabey ve Numan, kişisel servetlerinden 30 milyon dolar koymaktan ziyade, Türkiye’de henüz oluşmamış bir yatırım kategorisine yatırımcıları ikna ederek 30 milyon dolarlık bir fon yarattılar.

Bu ayrım önemli.

Karabey’in asıl sermayesi neydi?

Burada “sermaye” kelimesini sadece para olarak düşünmemek gerekiyor.

Karabey’in en önemli avantajlarından biri muhtemelen finansal network’ü ve credibility’siydi.

New York’ta Arthur Andersen, Morgan Stanley ve Deutsche Bank gibi kurumlarda çalışmıştı. Türkiye’ye döndüğünde ise Galata Business Angels üzerinden Türkiye’nin ilk nesil internet ve teknoloji girişimcileriyle temas kurdu.

Böylece üç farklı dünya birbirine bağlandı: uluslararası finans dünyası (Morgan Stanley, Deutsche Bank, New York), Türkiye’nin iş ve sermaye dünyası (M&A, private equity, family office’ler, yatırımcılar) ve yeni teknoloji dünyası (startup’lar, melek yatırımcılar, Galata Business Angels, Etohum, ilk nesil internet girişimcileri).

212 bu üç çevrenin kesişiminde ortaya çıktı.

Bu nedenle Karabey’in hikâyesini “zengin bir adam teknoloji şirketlerine yatırım yapmaya başladı” şeklinde okumak eksik kalıyor.

Daha doğru tanım: finans dünyasından gelen bir profesyonelin, Türkiye’de yeni oluşmaya başlayan teknoloji ekosistemine erken girerek kurumsal VC modelini getirmesi.

Ailesi zengin miydi?

Karabey hakkında internette zaman zaman “ailesi varlıklıydı” veya “arkasında aile serveti vardı” gibi yorumlarla karşılaşmak mümkün.

Ancak kamuya açık ve güvenilir kaynaklarda, belirli bir aile şirketi, holding veya büyük bir miras üzerinden gelen servete dair doğrulanabilir bir bilgi bulunmuyor.

Bu nedenle bunu biyografisinin bir parçasıymış gibi anlatmak doğru olmaz.

Bildiğimiz şey, Karabey’in kariyerinin oldukça klasik bir üst düzey finans kariyeri üzerinden ilerlediği: University of Michigan → Arthur Andersen → Morgan Stanley → Deutsche Bank → Türkiye’de finans danışmanlığı → melek yatırım → 212.

Dolayısıyla 212’nin başlangıç sermayesini açıklamak için “aile parası” hipotezine ihtiyaç yok. İlk fon zaten yatırımcılardan toplanmıştı.

Karabey’in yatırımcı olarak farkı ne?

Karabey’in yaklaşımı klasik bir bankacının yaklaşımından biraz farklı.

Kendi anlatımında melek yatırım ile VC yatırımı arasında özellikle ayrım yapıyor.

Kendi parasıyla yaptığı melek yatırımlarda daha erken aşamadaki şirketlere ve girişimcinin kendisine bakabiliyor. 212’de ise başkalarının da parasını yönettikleri için çok daha disiplinli kriterler uyguladıklarını söylüyor.

212’nin yatırım felsefesi de zaman içerisinde oldukça netleşti: “Test local, go global. Fast.”

Yani Türkiye’de doğmuş ancak sadece Türkiye pazarına sıkışmamış, teknolojisi ve iş modeliyle globalleşebilecek şirketler.

Bu yaklaşım Insider gibi örneklerde kendisini gösterdi.

212’nin büyümesi

İlk 30 milyon dolarlık fondan sonra 212’nin ikinci fonu yaklaşık 50 milyon euro büyüklüğüne ulaştı.

Daha sonraki dönemde fonun odağı da giderek Türkiye’den çıkıp global pazarlara açılabilecek B2B teknoloji şirketlerine kaydı.

Karabey bugün 212’de birçok portföy şirketinin yönetim kurulunda görev yapıyor. Ayrıca Endeavor’ın danışma kurulunda yer alıyor ve Entrepreneurs’ Organization’ın İstanbul chapter’ının üyesi.

2024 itibarıyla 212, toplamda birden fazla fon yöneten ve Türkiye’den çıkan teknoloji şirketlerine global ölçekte yatırım yapan önemli VC oyuncularından biri haline gelmiş durumda.

Sonuç: Ali Karabey kimdir?

Ali Karabey’i tek cümleyle anlatmak gerekirse: New York yatırım bankacılığı geçmişini Türkiye’nin erken dönem startup ekosistemiyle birleştirerek 212’yi kuran ve Türkiye’de kurumsal venture capital’ın gelişmesinde öncü rol oynayan bir yatırımcı.

Onu ilginç yapan şey yalnızca Morgan Stanley veya Deutsche Bank geçmişi değil.

Asıl önemli olan, 2008 krizinden sonra Türkiye’ye dönüp henüz ortada ciddi bir VC piyasası yokken bu piyasayı kurmaya çalışan ilk insanlardan biri olması.

2011’de 30 milyon dolarlık fon toplamak bugünden bakınca küçük görünebilir. O gün içinse Türkiye’de insanlara “startup’lara para veriyoruz, çoğu başarısız olacak ama birkaç tanesi çok büyük olabilir” fikrini anlatmak anlamına geliyordu.

Karabey ve Numan bunu yaptı. Ve ilk fonlarından çıkan Insider ve iyzico gibi şirketler, tezlerinin çalışabileceğini gösterdi.

Bu yüzden Ali Karabey’in hikâyesi aslında yalnızca “212’nin kurucusu kim?” hikâyesi değil. Bir anlamda “Türkiye’de startup yatırımcılığı nasıl başladı?” sorusunun da hikâyesi.

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir